21 Aralık 2010 Salı

Ne istersen o

Efkarlıyım bu akşam.Sadece yazmak istedim.Neden,niçin diye düşünmeden.İçtimde geldim.Çakır keyifim yine.Bazen böylesi daha iyi diye düşünüyorum.Canım sıkkın yine.Ne zaman değildi ki...Hayatımda yaptığım hataları düşünüyorum.Onlardan 3.boğaz köprüsü olur.Belki de geçer bile.
Hiç ama hiç ayılmak istemiyorum.Dolaptaki yedi  biradan birini de bu satırları yazarken götürmeyi düşünmekteyim.
Şu ortamda birilerinin bu yazdıklarımı okumasıda garibime gitmeye başladı.Aradığını hiç bulamayan bu arayış içinde sayısız hatalar yapan kader arkadaşlarım...Ben gidip şu birayıda açayımda sonra yazıya devam edeyim.
Belki yarın aq ben ne yazmışım kafam iyiyken  kaygısı olmadan yazıyorum.
Aslında sabaha kadar yazmak istiyorum durmaksızın.Ne kadar çok şeyi özlüyorum.Hayatın boyunca birşeyler ararsın.Bazıları aradığını bulur;bazılarıda labirentin içinde kaybolur.Karşısına çıkan herşey sahtedir.Hiçbir zaman aradığını bulamaz ama üzülmeyin işin iyi tarafı hangi kısımda olduğumuzu bilmiyoruz.Filmin sonunda göreceğiz.Öyle içmek istiyorumki bir daha ayılmak istemiyorum.
Sağolsun zeki müren de şarkılarıyla yardım ediyor .Daha ne olsun.Bir yılı daha
bitiriyoruz.Bakalım gelecek yıl neler getirecek.Umarım güzel şeyler getirir.Ben
o gecede içebildiğim kadar içeceğim.Kendimi, nerede olduğumu unutturacak kadar içeceğim.Bu da böyle bitsin.

13 Aralık 2010 Pazartesi

Beni oku

Bugünlerde kendimi iyice saldım.Saç ve sakal birbirine girdi derler ya tam olarak öyle sayılmaz ya neyse.Saçlar 3 numara civarı.Bu arada kısa saçı sevdiğimide öğrenmiş oldunuz.Saç olmadığından değil.Haddinden fazla var.Sadece benim saçım dalgalı olduğu için uğraşamıyorum.Sakalı saldım çayıra.Benim sakallarda kızıl siyah karışımı birşey.Hani bazen düşünüyorum barbarosla akrabalık falan varmı diye.Neyse ki bu kızıl renk olayı saçlara yansımamış.Saçlar simsiyah olarak hayatıma devam ediyorum.Benim face profilindeki hacı abi gibi oldum.Buradan bakabilirsiniz.Aslında onun kadarda yok ya.Daha 3 hafta falan oldu sakalı kesmeyeli.
Hacı abi dediğime falan bakmayın hacı falan değil o.Zaten müslümanda değil.Bildiğin rus.Zamanında çok pis içermiş.Kumar oynamayıda çok severmiş.Bunların yanında bir özelliği daha varmış ki bütün dünya onu bu özelliğiyle tanımış.Ne özelliğimi varmış?
Bu güzel insan çok güzel yazılar yazarmış.Sadece rusya da değil bütün dünyada onun yazdıklarını okuyan çok sayıda hayranı varmış.Neyse bu hacı abinin reklama da ihtiyacı yok zaten.Bilen biliyor.Yok eğer hala da bilmiyorsan benim face'teki profil resmini tarayıcıdan al.Götür bir kitapçıya resmi göster ve  de ki Ben bu hacı abinin bir kitabını istiyorum.
Onlara sana bir tane verirler.İyi şanslar.Her ne kadar şu sıralar boşlasamda kitap okumayı çok seviyorum.Kitaplar yalnızlığı paylaşan iyi dostlardır.

26 Kasım 2010 Cuma

Yunanistan'da Bir Fıkra Çok Şey Anlatır

Avrupa'da bize en çok benzeyen halk yunanlardır dersem yanlış olmaz sanırım.Hem fiziksel görünümleri hemde karakter yapıları ile  bize gerçekten yakınlar.Mesela bunların politikacılarıda yolsuzluk yapmayı seviyor.Üstelik
rüşvet kelimesinide bizden almışlar.Rüsveti diyorlar.Bütün bunlara rağmen
demokrasileri bizden iyi işliyor.Başbakanları hakkında televizyonlarda dalga geçen programlar yapılıyor.Başbakanları kalkıpta adamlara tazminat davası açmıyor.Bu konuda hoşgörülüler.Kaderleride biraz bize benziyor.Ülke büyük bir ekonomik krizin pençesinde.Bizdeki 2001 krizi gibi.Yıllarca ab'den aldığı kaynakları, gelen her iktidar kafasına göre kullanmış.AB'yi kandırmışlar.Bu alınan paraların birçoğuyla bazı liderler halk için birşeyler yapmışlar.
Otoyollar,okullar,hastaneler vb.Bunun haricinde birileride bu süreçte cebini
doldurmuş.Şimdi bu hırsızların çaldıklarını yerine koymak için yine halka acı reçete kestiler.Benziyoruz değil mi:-)Imf destekli kemer sıkma politikalarından
halk bezmiş durumda.İş yerleri kapanıyor,ekonomi giderek küçülüyor.Ülke varolma savaşı veriyor.Hükümet ab ve imf  politikalarına teslim olmuş durumda.İşte böyle bir ortamda bile yunanlılar mizah anlayışlarından vazgeçmiyor.Bu konuyla alakalı bu sıralar anlatılan bir fıkrayı
sizinle paylaşmak istedim.
Tanrı, amerikadan obamayı,Kübadan kastroyu,yunanistandan da papandreouyu
huzuruna çağırmış ve:
Sizi ben yarattım.Yaşamanız için her türlü nimeti verdim fakat siz dünyayı mahvettiniz yaşanmaz bir yer haline getirdiniz.Yakında bende  gelip sizi ve  halklarınızı yokedeceğim.Şimdi gidin bunu halklarınıza söyleyin demiş.
Obama halkını toplamış ve demişki:
Değerli amerikan vatandaşları,size bir iyi birde kötü haberim var.İyi haber tanrı varmış.Kendi gözlerimle gördüm.Kötü haber buraya gelip hepimizi yokedeceğini
söyledi.
Kastro kübada halkını toplamış ve demişki:
Değerli küba vatandaşları size iki tane kötü haberim var.Birincisi,Tanrı varmış.Gözlerimle gördüm.İkincisi,Buraya gelip hepimizi yok edecekmiş.
Papandreou yunanistanda halkını toplamış ve demişki:Değerli yunan vatandaşları,size iki tane iyi haberim var.Birincisi çok şükür tanrı varmış.Kendi gözlerimle gördüm.İkinci iyi haberim ise tanrımız buraya gelip benim yarım bıraktığım işi tamamlayacakmış:-)
Beğendiysen bir, beğenmediysen iki yorum yaz ki cümle aleme ibret olsun:-)

24 Kasım 2010 Çarşamba

BBG Psikolojisi

   Ne manyak adamlar bunlar ya. Sevgili arkadaşlar avrupa ülkelerinde de yıllar önce bizim türkiyede gösterilen biri bizi gözetliyor yarışma programının değişik versiyonları var.Bunlardan birini anlatayım.Türkiyedeki programda hatırladığım kadarıyla yarışmacılar taksicilik yapıyordu.Kazandıkları para belli bir limite ulaşınca bu parayla alışveriş yapmalarına izin veriyorlardı.
Buradakilerde taksi yok.Haftalık belli bir limit alışveriş hakları var.Program başlangıcında ev kalabalıkken bunlara yetmiyordu.Hergün kavga ediyorlardı.Sebep sen çok yiyorsun,ben az yiyorum:-)Neyse haftalar ilerledikçe yemek sorunu kalmadı fakat daha başka sorunlar başladı.Birkaç kural ihlalinden dolayı yarışmacıların birincilik ödülünü kestiler ve abuk subuk cezalar verdiler.Adamlara her hafta sanki askeri eğitim alıyorlarmış gibi dağa tırmanma,bir tepeden diğerine halatla geçme gibi türkiyede komando birliklerinde yapılan eğitim gibi yapmaları zorunlu olan görevler verildi.Herifler kafayı yemiş.Yarışmacı profili geneli 18-45 yaş arası.BBG evine yarışmacılar haricinde hergün birilerini gönderiyorlar.Yarışmacıların bunlarla kesinlikle konuşmamalarını ;görmezlikten gelmelerini istiyorlar.İçeri girenlerde bunların dikkatini çekmeye çalışıyor.Bir keresinde içeri dansöz yolladılar.Adamların neredeyse kucağına oturacaktı.Gelde görme:-)Bir süre sonra yarışmacıların psikolojisi bozuldu.Sanırım bu yarışmanın yapımcıları psikologlarla beraber çalışıyor.Çünkü yarışmacılardan yapmalarını istedikleri herşey onların ruh sağlığını etkiliyor.Yarışmacı ne kadar psikopatlık yapar kavga ederse o kadar çok izlenme oranı. En ufak şeyden çocuk gibi ağlamaya başlıyorlar.Adamları resmen kobay farelere çevirdiler.Eğer  birgün türkiyede  bu yarışma tekrar başlarsa umarım buradakileri örnek almazlar.Katılmak isteyenler için küçük bir tavsiye.Kendinize yarışma sonrası için iyi bir psikiyatr bulun.Çok ihtiyacınız olabilir.

14 Kasım 2010 Pazar

Gönül İsterdi ki Bizde Uzaya Çıkalım

Şimdi sevgili arkadaşlar böyle bir konu başlığının altında bu adam ne yazmış diye merak edip açıverdiniz benim sayfayı.Hoşgeldiniz sefalar getirdiniz.Öncelikle söyleyeyim sarhoş falan değilim.Şöyle eğlenceli bir yazı yazayım dedim.
Bu sıralar çok yazmıyorum ya tamamen salmış değilim yani.İnsan hayalleriyle yaşar derler ya bunu diyen benim için söylemiş.İnanıyorum ki gelecekte bu hayallerimden bazılarını gerçekleştirebileceğim.Bazılarınız münasip olmayan bir taraflarıyla gülüyorda olabilir.
Önemli değil ama madem güleceksiniz ağzınızı kullanın.Bugüne kadar
 şansmı demeliyim, kader kısmet mi demeliyim bilmiyorum ama bir
şekilde bazılarını gerçekleştirdim.Bu arada hayal edin derken astronot olup, jüpiterin halkalarında oturupta demli bir rize çayı içmeyi hayal edin demiyorum.Akla mantığa uygun olsun.Tamam kabul ediyorum.Halkalara oturmak zor ama çayda ısrarcıyım.Biz türküz yapamayacağımızdan değil jüpiter uzak ya şimdi kim kalkıp uzay mekiğine binip jüpitere gidecek.Anasının nikahı:-)Hedeflerinize varmak için o doğrultuda çalışmak lazım.Jüpitere mi gideceksin önce mekiğin kaportayı sanayide yaptır.Arkaya bizim veciz minibüs yazılarından birini yazdır.Örneğin rahmetlide sollardı gibi.
Sonra eski bir murat 131 bul.Onun motorunu bizim mekiğe tak.Birde orhan yada ferdinin bir kasetini bulup teybe taktınmı al sana canavar gibi türk malı
mekik.Tabi zevkine göre aksesuar kullanabilirsin.Ne bileyim iç dizaynı için 2 oda, 1 salon tuvalet,banyoya jakuzi falanda ekleyebilirsin.Şimdi diyorsunki ne manyak adam ya.Neden olmasın lan.Hem bir düşünsene bizim milli mekiğin astronotlarını.Pala bıyıklı, göğüste kıllar görünecek şekilde dizayn edilmiş astronot elbisesiyle uzaya çıkıyorlar.Bizim elbise öyle amerikalıların yada ruslarınki gibi palyaço elbisesi olmayacak tabi.Hem bizim elbisede kask falanda takmak yok. ne lan öyle.Maçoyuz biz.
Bizimkiler kasksız ,saçlar jöleli, elbet elbisenin sol tarafında kalbin üzerinde
milli takım formasında olduğu gibi türk bayrağı ve bizim olmazsa olmaz aksesuarımız her birinin elinde tesbih şıngır mıngır sallaya sallaya uzaya gidiyor.Duygulandım...Birde bizim bu astronotlara bolu mengenli bir aşçı bulmak lazım uzaya göndermek için.Yol+ssk.Bizimkileri öyle proteinli pakette  hazır gıdalar falan kesmez.Halis mulis yemek isterler.Karnıyarık,tas kebabı ve pilav gibi.Tuvalete gerek yok aslında bütün uzay senin.Hem bakarsınız benim bu yazıyı okuyan birilerine ilham olur yapar bizim mekiği.Hadi göreyim sizi.Fikir benden yapmak sizden.iyi bayramlar.

6 Kasım 2010 Cumartesi

Gurbet Elde Bir Hal Gelebilir Başınıza:Londra

    Londra'ya  ayak basmadan önce dünya üzerinde sempati duyduğum milletlerden insanlarla karşılaşacağımı  biliyordum.Ne de olsa dünyanın her yerinden insan var diyordum.Halkların kardeşliğine inanan biri olarak
yeni insanlarla farklı kültürlerle karşılaşacaktım.Keşke bunlardan bazılarıyla hiç karşılaşmasaydım da bunlar hakkındaki sempatimi yine muhafaza edebilseydim.Neyse artık çok geç.Bu halklardan biri brezilyalılar.
Öncelikle bir çoğu türkiyedeyken  televizyonlarda izlediğimiz rio karnavalı kızları gibi değiller:-)Benim karşılaştığım çok sayıda kızdan sadece birkaç tanesi güzeldi.Ayrıca birçoğu kilolu:-)Hayallerinizi yıktığım için özür dilerim arkadaşlar ama maalesef durum bu.Benim sinir olduğum nokta tabi ki bu değildi.Birçok brezilyalıyla aynı ortamda çalıştık.Biz türkler inanın verilen işi en iyi şekilde yapmaya çalışırken bunlar arazi olmanın binbir yolunu arıyorlardı.
Ayrıca birçoğu felaket derecede çıkarcıydı.Diğer bir millete kolombiyalılar.
Kardeşim bu latin amerikanın toprağındamı birşey var bilmiyorum ama birbirlerine yakın karakterdeler.Bunların kızlarıda bizim türk erkeklerini kafalayıp paralarını yemeye bakıyorlardı.Biraz daha dikkat.Gelgelelim uzak doğulu kardeşlerimize...Koreli ve japonları çok severdim.Onlar latinler gibi değil fakat çok içe kapanıklar.Ayrıca korenin erkeklerine dikkat.Çünkü çok sayıda gay var.Bana uyar diyorsan o zaman başka ama bana uymaz.Neyse
sonuçta uzak doğulular daha mülayim tipler gibi geldi bana.Tabi bütün latin amerikalılar böyle diyemeyiz ama benim karşılaştıklarımın birçoğu böyleydi diyebilirim.Seks hakkında birşeyler söylemek gerekirse millet ayırt etmeden hepsiyle olma şansın var.Tabi eğer seni beğenirlerse...

15 Ekim 2010 Cuma

Ben:En İyi Arkadas

    Büyük şehirde büyümenin bazı avantajları olduğunu düşünüyorum.Mesela daha gözü açık oluyorsun.Saf ve temiz anadolu çocuğu havasından eser kalmıyor.Bence normal.O kadar çok
çakalın arasında büyüyüp, binbir türlü üçkağıdı gördükten sonra tabiki  herkese ve herşeye
karşı daha önyargılı oluyorsun.Ne iş lan?Acaba bu işin altında bir dümen mi var? tarzı düşünceler hep aklının bir yerinde kalıyor.
Böyle bir ortamda arkadaş seçimlerinde haliyle daha seçici oluyorsun.En iyi arkadaş kavramında,ön yargılardan uzak olan tek grup sanırım çocukluk arkadaşlarındır.Beraber büyüdüğün,aynı mahallede yaşadığın,aynı okullara gittiğin arkadaşların  dışardan daha sonra edindiğin arkadaşlarına göre daha avantajlıdır.Bu durum tabi ki herkes için  geçerli değil.Yıllar yılı en iyi arkadaş sınıfına koyacağın birini bulamayabilirsin.Mahallenin bütün çocukları senin için sadece arkadaştır.Belki yıllar sonra hiç ummadığın biryerde iyi bir arkadaş bulabilirsin.Eğer bütün hayatın boyunca birini bulamadıysan belki sende bir anormallik vardır.Her insanın hayatında zor dönemleri olur.Çevresinde dertlerini yada hayallerini anlatabileceği birilerini ister.Umarım herkes böyle birilerini bulmuştur.
    İnsanlar çeşit çeşittir.Herşeyi herkese anlatamazsınız.Neyse ki benim hayatımda gerçekten arkadaş diyebileceğim birden fazla insan oldu.Hepsi de  değişik karakterlerde, iyi kalpli,dürüst,sır tutmayı bilen ve arkadaşı için herşeyi yapabilecek insanlardı.Bütün bu özellikleri bir arada bulunduran birilerini bulmak zor.Mesela herkes sır tutmayı bilmiyor.
Bunlar içinde hangisi sır tutmayı biliyorsa onunla dertleşiyordum.Diğer özellikler hepsinde vardı.Ben arkadaşlığa çok değer veren biriyim.Bunun sonucunda inanıyorum ki böyle arkadaşlarım oldu.
Hayatın şu an beni getirdiği noktada artık çevremde iyi arkadaş diyebileceğim kimse yok.Hepsini ülkemle beraber ardımda bıraktım.İşte böyle arada sırada blogda birşeyler yazıyorum da avunuyorum.Siz elinizdekilerin kıymetini bilin.Aynı zamanda çevrenizdeki kurtlara ve çakallarada dikkat edin.
 
   Aristo demiş ki:Gerçek bir arkadaş,iki gövdede yaşayan tek bir ruhtur.

8 Ekim 2010 Cuma

Sadece Mutlu Ol

  Dün ne yağmur yağdı be kardeşim.Dünya suya doydu.Boğuluyordum be aq.Şaka yaptım lo.Bu sıralar pek keyfim yok.Hayatımın akış yönünü değiştiremiyorum.Sadece peşinden sürükleniyorum.Neyse,şu an için yapacak birşey yok.
Başka insanların mutlu olması benide mutlu eder.Özellikle o insanlar kendilerini yalnız ve çaresiz hisseden kişilerse.Onların üzüldüğü şeylere bende üzülürüm.Bu dünyada olabildiğince mutlu olmaya bakacaksın.Çünkü hayat gerçekten kısa.Her anı değerlendirmemiz gerek.Boktan şeylere üzülerek vakit harcamamalıyız.Özellikle kadın erkek ilişkileri hakkında...Sanırım biz erkekler bu konuda daha acımasızız yada duyarsızız mı demeliydim.
Lise yıllarımda bir sınıf arkadaşım vardı.Bu arkadaş benden yakışıklı olmasın,bayağı karizmatik bir arkadaştı.
O sıralar nasıl olduysa ben sınıf başkanıyım yardımcımda çok sağlam bir hatun.O yıllarda şimdi aptalca olduğunu düşündüğüm bir prensibim vardı.Kendi sınıfımdan olan kızlara yazmıyordum.Başka sınıflardaki ve
okul dışından kızlar ilgi alanımdı.Neyse hikayemize dönelim.Bu bizim mr karizma sen git benim başkan yardımcısı olan hatuna tak kafayı.Lan oğlum dedim.Bu kızla çıkarsın sonra ayrılırsın.Bilirsin bu ayrılık hikayeleri iyi sonuçlanmaz.Bu sefer arkadaşlığınız da biter.Değmez dedim.Yapma.Yok birader.Ben ondan
hoşlanıyorumda cart da curt da şeklinde birkaç bilindik repliği sıraladı bana.İyi dedim birader.Sen bilirsin.Bu arkadaş aynı zamanda kazanovagillerden olduğu için,sonucu tahmin etmek zor olmadı.
Neyse bunlar çıkmaya başladı.Ben diyeyim 3 hafta sende 1 ay herşey iyi güzel.Birgün bu arkadaşla takıldığımız mekanlardan birine gittik.Hatun orada arkadaşlarıyla oturuyor.Bizim elemana istersen git seninkinin yanına ben başımın çaresine bakarım dedim.Bitti o iş dedi.Ben sana demedimmi diyeceğimi bildiği için benden saklıyormuş.Neden diye sorduğumda soğudum dedi:-)Biz erkekler acaip hızlı ısınıp acaip hızlı soğuruz.Doğuştan gelen bir özellik.Bu ikisi  çıkmadan önce gayet muhabbet sohbet tiplerdi.İlişki bittikten sonra birbirlerinin yüzünü dahi görmek istemiyorlardı.Sonuçta ortamı bok ettiler.
Bu durum uzunca bir süre devam etti.Sonradan tekrar konuşmaya başladılar fakat eski samimiyetten eser yoktu.Neyse bu duruma düşmek istemeyen arkadaşlar bunları yapmasın.Diğer yandan mr kazanovayı takdir ediyorum.Eleman en azından şansını denedi ve süper bir hatunu götürdü.Ben ne yaptım?Prensiplerimle başbaşa kaldım.Neyse bu prensip olayı çokta sürmedi zaten.O zamanlar bu anlattığım şeyleri çok takıyordum.Şimdi olsa bırak sınıfı;benimle aynı otobüse binse yazarım.

18 Eylül 2010 Cumartesi

İngilterede Dil okullari ve British Council

    İngilterede dilokulları genelde british council  denilen kuruma kayıtlıdır.Bu kurumun onayladığı dil okulları güvenilir kabul edilir.İngiltere genelinde yüzlerce dilokulu bulunmaktadır.Bunların birçoğu londra'dadır.Londra güzel bir şehir.Dünyanın değişik bölgelerinden binlerce öğrenci her yıl ingilizce dil eğitimi yada üniversite eğitimi için londraya geliyor.Sizlere tavsiyem, büyük bir şehirde büyüdüyseniz,dil eğitimi için londrayı tercih edin.Asla sıkılmazsınız.Okul seçerken dikkat etmeniz gereken şey british council üyesi olup olmadığı ve tabiki fiyatı.Eğer herhangi bir acenta olmadan kendiniz başvuracaksanız,okulunuz british council üyesi değilse büyük ihtimalle vizeniz reddedilir.Dikkatli olmakta fayda var.Eskiden vize  başvurusunda ingilizce seviyeniz çokta önemli değildi fakat sanırım yeni düzenlemelerle en az elementary  olması gerekli.
Londrada her türlü dil okulunu bulabilirsiniz.Ucuz birçok okulun yanı sıra pahalı birçok okul bulunmaktadır.Pahalı demek her zaman kaliteli demek değildir.Bunu unutmayın.Tercihinizi yaparken  birçok faktörü göz önünde bulundurmalısınız.
Pahalı okulların iyi yanı çok fazla türk yok.Daha önceki yazımda belirtmiştim;türkler ucuz olan okullarda çok kalabalıklar.Bende ucuz bir okula gitmiştim.Okulunuzda türk sayısının az olması muhakkak ingilizcenizi geliştirmek açısından bir fırsat.Bunun haricinde okulun konumuda önemli.Eğer para sorun değilse size bu okulu önerebilirim.Okul biraz pahalı.Okulun konumu; tam londranın merkezinde, ulaşımı kolay bir yerde bulunuyor.Bu okulda çok az sayıda türk vardı.Bir elin parmaklarını geçmez.Benim bir arkadaşım bu okula gidiyordu ve çokta memnundu.Okulun öğrenci profili tabiki dönem dönem değişebilir.
Genellikle avrupalı öğrenciler bu okulu tercih ediyor.Bunun yanı sıra avrupa dışından japon ve koreli öğrencilerde vardı.Kaliteli bir okul arayanlar bu okulu araştırabilirler.Hepinize bol şanslar. 

15 Eylül 2010 Çarşamba

Umut Fakirin Ekmegi

    Bazı insanlar ne kadar da umut dolu oluyor.Bu insanlar boktan  bir hayat yaşarken bile poliyanna olabiliyorlar.Düzenin istediği bu zaten.Sürünen ama hayatından memnun bir toplum.Fazla şikayet etmeyen, etse bile buna fiili olarak karşı çıkmayan bir toplum.Umut etmek güzel birşey.Bende gelecek için güzel şeyler umuyorum.
Bir keresinde  bir gazetede şöyle bir haber okumuştum.Neymiş avrupada yapılan türkiyeninde dahil olduğu bir araştırmada insanların birçoğu türkiyede yaşadığı hayattan memnunmuş hemde büyük bir yüzdeyle.Öyle mi gerçekten?Türkiye hayatından memnun mu?Bu anketi türkiyenin neresinde yapmışlar merak ettim.Eğer etilerde,tarabyada,bebekte yada nişantaşında yaptılarsa eyvallah.Bende oralarda yaşasam hayat güzel tabi.İyide aq bütün türkiye böylemi lan.Yemeye ekmeği olmayan insanlar var.Bu siktimin gazeteleride millete aklı sıra hava pompalıyor.Sizlerin kime hizmet ettiğiniz belli.Halktan başka herkesin kölesi olmuş kimselersiniz.Belki bugün değil ama birgün bu halkın  kendisine yapılanların hesabını soracağını umut etmek ve buna inanmak istiyorum.Çok mu siyasi oldu?
İdare et.Bir daha olmaz.

10 Eylül 2010 Cuma

Hafızamı Kaybettim Hükümsüzdür

      Bu hafıza  denen mekanizma acaip birsey azizim.Nasıl giriş ama?Birde azizim kelimesini kullandımki
entellektüel bir hava versin yazıya:-)Öylemi peki?Nerdeee.Neyse hafıza diyordum.Öyle ilginç birseyki mesela
çocukluğunuzda yaşadığınız bir olayı sanki dün olmuşcasına hatırlarken;bir  hafta  öncesi olan birşeyi zerre
miktarı hatırlamıyorsun.Bu gibi hadiseler benimde başımdan her insan evladı gibi gecti tabi.Lise yıllarımda
özellikle kızların isimleriyle başım dertteydi.Erkelerin isimlerinide unuturdum fakat kızlarınki  kadar değil.Tamam eyvallah unutuyorum ama abicim bazılarının isimleri  osmanlıdan bile önce kullanılıyordu sanırım.Pakize,nezaket,münevver vb.Şimdi isim yazdım ya ,başlarlar düşünmeye lan herif bizim sınıftamıydı?
Bizi yazmış aq.Önce sakin olun sevgili bayanlar.Derin nefes alın, rahatlayın.İsimleri kafadan attım.Yok eğer bu isimleri taşıyorsanız,yapacak birşey yok.Hayat devam ediyor.Neyse bu gibi isimleri hatırlayamayınca
kızlar bu olayı vatan millet meselesi yaparlardı:-)Gerçekten çok bozuluyorlardı.Bana "biz senin ismini unutuyormuyuz?" diyorlardı.Haklılardı.Unutmuyorlardı.Unutturmam ben ismimi.Kalıcı  izler bırakırım kurbanlarımın vücudunda şey yani hafızasında :-)Böyle bir durumda ne denilebilirki?Öpeyimde geçsin.
Lise bittikten yıllar sonra istanbulda liseden bir arkadaşımı gördüm.Daha doğrusu o beni gördü.
Benim yanımda en yakın arkadaşım vardı.Volta atıyorduk.Beni tanıyan lise arkadaşımın yanında, kız arkadaşı
vardı.Elemanla aramızda 40 metre var.Baktım ismimi söylüyor ve gülerek bize doğru geliyor.Benim arkadaş
kim bu dedi.Ben de muhteşem cevabı verdim.Hatırlamıyorum.Neyse eleman yanımıza geldi.Baba ne haber?İyilik güzellik derken bir yandan da ben düşünüyorum.Lan ben bu herifi nereden tanıyorum?Üstelik eleman adımızı söyledi.Kusura bakma birader.İsmini hatırlayamadım."demekte istemiyorum.yanında kız arkadaşı var.ayıp olacak.Lan birde, iki tane lisede okumuşum.Bu hangisinden acaba derken ilk okuduğum liseden olduğunu hatırladım.Derin bir nefes...
Ben nasıl elemanın ismini hatırlayacağım diye düşünürken eleman yine görüşelim dedi.Lamba yandı tabi.Sen al şuraya telefonunu yaz kaydet birader dedim.Eleman yazdı.Çok şükür dedim ya.Elemanı kız arkadaşının yanında madara etmeden olayı çözdüm.Artık o eleman değildi,bir hasandı,hüseyindi.Kızlarla olanlar diyaloglarım daha da acıklı onları telefonlada kandıramadık.90'lı yılların ortaları...Türkiye'nin cep olarak ,sadece pantolonun cebini olarak bildiği yıllardan bahsediyorum.
Neyse yıllar sonra 2000`lerin ortalarında ingiltere yolcusu olduk.Mekanımız londra.Bir öğle üzeri  dil kursundan  çıkmışım,metroya verecek param olmadığı için o hafta otobüs kullanıyordum.Otobüsler türkiyedeki gibi değil.Rahat olun.Neyse boş bulduğum bir yere oturdum.Nereye oturduğumun farkına vardığımda,beynim işlevsiz kalmıştı.
Ben şahıs olarak kızlar konusunda çok zor beğenen biriyim fakat bu yanına oturduğum; insan evladı olduğundan şüpheliyim, tam bir şaheserdi.Daha öncede söylediğim gibi tip olarak fena sayılmam.Ayrıca uzun boyluyum falan ama ben bile bu hatunun karşısında haddimi bilirim.Zaten benim olsa ,sabah akşam yataktan çıkmam.Neyse hatun dışarı bakıyordu.
Bende fantazi dünyamdan ,gerçek dünyama dönüp ingilizce kurs kitabımı açıp gelişi güzel bakmaya başladım.
Birden bir ses duydum .Bu ses ingilizce olarak diyorduki"afedersiniz sanırım ingilizce kursuna gidiyorsunuz?
Bunu söyleyen sol tarafımda oturan dünya güzelinden  başkası değildi.Tabi ben ilk şoku atlattıktan sonra cevap verdim.Evet.Kız bana okulun adı ve okul hakkında genel bir bilgi istediğini söyledi.Bende tabi dedim.
Nereli olduğunu sordum.Sorman ayıp tabiki italyanım dedi.Densizliğime ver dedim:-)Neyse okula gelince okulum piccadilly circus istasyonunun hemen yanında.Büyük bir okul.Okulun adı...Lan neydi siktimin okulunun adı?O an beynimin durduğu anlardan biriydi.Evet ,okulun adını hatırlayamadım.Kız gülmeye başladı.Lan okulun reklamını yaptın ee hani okulun adı?Ya içimden  nasıl küfrediyorum.Neyse kız önemli değil dedi.Burada inmeliyim dedi.
Gidemedim hatunun arkasından.Malum yeni hafıza kayıpları falan.Bu sefer olan aklımıda kaybederdim.Olsun aq.Seviyorum italyanları...

8 Eylül 2010 Çarşamba

Anladın Sen Onu...

     Gün boyunca internette boş boş gezip ,bir bok yapmıyorum.Aslında gündüz vaktin var,  yaz işte  değilmi?Sonra da   akşam olunca  adam gibi uyuyamıyorum.Vampir gibi geziyorum aq.Ne hikmetse siktimin ilhamı akşamları geliyor.İstesem gündüzde yazarım ama sanırım
tembellik yapıyorum.Neyse şimdi yazıyorum işte.Merak ediyorum da  kaç kişi benimle  aynı durumda?Yine bir bayram üstü ve benim yine içim buruk. Kaç yıl oldu bayramları türkiyede geçiremedim.
Her zaman bir aksilik çıkıyor.Aslında bayramları türkiyede geçirsemde yapabileceğim pek birşey yok.Akraba ziyareti desen sülalenin neredeyse tamamı karadenizde.Biz istanbulda
yaşıyoruz.Bir bakıma iyi oluyor.Herkes istanbulda olsaydı akraba ziyaretinden kafamı
kaldıramazdım.
Arkadaşlar desen eskisi gibi bir ortam kalmadı.Zaten birçoğu evlendi.Evli olmayanlarıda, kafalarına göre belki manitalarıyla planları var.Kimseye ayak bağı olmak istemem.Birde bayramın istanbuldaki ulaşım boyutu var.Hatırladıkça sinir oluyorum.Bayram zamanları,belediye otobüslerinin beleş yada indirimli oluşunu fırsat bilen istanbulluların balık istifi halleri ve bazen benimde bu istifin arasında olduğum zamanlar aklıma geliyor.İstanbulun anadolu yakasında yaşıyorsanız bu tür şeyler size yabancı olmamalı.
Bu yüzden bayramın ilk iki günü yakın yerler hariç hiç dışarıya çıkmazdım.
Kabus günlerdi.İstanbul için bugün bile bu durumun değiştiğini sanmıyorum.Bütün bunlara rağmen istanbulu çok seviyorum .Bayramları çok takan biride değilim ama yinede bu dönemlerde  vatanından uzaklarda olmak insanın içini burkuyor.Zaten benim için burada bayram falan yok.İstanbuldayken kaybetmiştim o ruhu.Çocukluk zamanlarımda güzeldi bayramlar.Adamın birinin dediği gibi ,biz büyüdükte kirlendi dünya.Öyle harbiden.Bu yazı o ruhu kaybetmeyenlere gitsin.Neyse çöktü bana yine ikizler burcunun karamsarlığı.
Uyuz oluyorum bu ruh halime...Galiba ben ülkemi özlüyorum bayramlar bahane.hepinize mutlu ve huzurlu bir bayram diliyorum.

5 Eylül 2010 Pazar

Erkek Düşmanı Bloglar

    Aslında bu konuyu yazıp yazmamak konusunda tereddüt ettim.Yazacağım konu çok riskli:-)Sonunda bayanların düşmanlığını kazanabilirim.Baştan söyleyeyim hiç öyle bir niyetim yok.Daha öncede söylediğim gibi blog  ortamında yeni biriyim.Alışma dönemindeyim.Bloglarda birçok kişi benim gibi  kafasına göre takılıyor.Genelde yazacak konu bulmakta çok zorlanmam. Yazacak malzeme desen var;karizma desen var.Hoş yazmak için karizmaya gerek yok.İnsanlar seni görmüyor ya, yaz anasını satayım kenu rivs gibiyim,  yok şarliz theronum .Herkes birbirine yazıyor:-)Benim değineceğim konunun muhattabı,
internetten erkekler hakkında atıp tutanlar.Üzerine almak isteyen alabilir.Yoruma açık bir konu.Blog yazan birçok hatunun anlattığına göre erkek arkadaşları tarafından terkedilip, bundan sonra intikam aracı olarak yazmayı seçmişler.
İyide sen bu adamla çıkarken beynini kavanozun içinde mi unuttun.Birde erkekler hakkında yakıştırdığınız sıfatlar hiç hoş değil.Birde yorum yapan hatunlara bakıyorsun hepsi melek ya.Hepsinin hikayesi aynı.Demekki siz hiç akıllanmıyorsunuz.Bu hatunların erkeklerden yana felaket kuyruk acıları olur.Bunları iki gruba ayırırsak;birinci grup erkekler tarafından terkedilmiştir.
2. grup hem aldatılmıştır üstüne üstlük birde erkek tarafından terkedilmiştir.Erkek arkadaşıda yeni manitaya gitmiştir.Offf bu ikinci gruptakiler daha tehlikeli.Eminim internette dünya kadar ucube hatun var.Bakmışlar dışarda bir numara yok bloglardan verip veriştiriyorlar.Erkekler şöyle hayvan böyle ayı.Ya bırak bu işleri.Millette bilmiyor tabi bu hatunların şeklini, şemalini lan gördünmü kıza neler çektirmiş puşt diyor.İyide kardeşim sen hatunu biliyormusun?Yoo ne yazarsa sanki anadolu ajansından çıkmış gibi inanıyorsun.Saf olmayın ya.Belki hem içi hem dışı iğrenç ötesi bir hatun.Dışarda görsen yüzüne bakmayacağın bir tiptir.Belki kafadan atıyor.Kim bilir ilişkide neler çektirdi çocuğa oda ilk fırsatta boynuzu takar tabi.Hadi diyelim çok güzel.İçide güzelmi acaba?Ondan sonra aç bir blog erkeklere ver ayarı.
Bazıları lezbiyen olacakmış erkekler yüzünden.Gördün mü bak! Erkek dünyası yas tutacak.Hatun lez olacakmış diye.Kabul edittiğim bir nokta var.Biz erkeklerden bazılarımız  anlattıkları tarzda insanlar olabiliriz.Dikkat edeceksin kendine.Sinir olduğum nokta bunu genel olarak bütün erkeklere söylemeleri.İlişki başladığinda, nasıl iki taraf sorumluysa  bittiğinde de iki taraf sorumludur.Kimse melek değil ama hepiniz şarliz theronsunuz:-)Samimiyetine inandığım, bu şekilde blog yazan bir hatun var.Zaten  ona da arada bir yorum yazıyorum.Kendilerinin reklama ihtiyacı yok.

4 Eylül 2010 Cumartesi

İngiltere: Dilokulunda İngilizce Öğrenmek

     İngiltere beni kara bulutlarla karşılamıştı.Londra`da yılın büyük bir bölümünde, güneş görmeniz neredeyse imkansız.Hele birde güneş yüzünü gösterirse ingilizler sevindirik oluyor,parklar plaja dönüyor.Bikinisini giyen parka koşuyor.Bu şehrin en ücra bölgelerinde bile öyle büyük parklar varki ali samiyen stadı kadar alanı var desem abartmış olmam.
İngilizler şehri kurarken herşeyi planlamışlar.Yüzyıllar öncesinden yapılan  bu planların sonucunda şehir çok derli toplu.Güneş görmemek beni psikolojik olarak etkiliyordu.
Aslında yalnız değildim.Güney ülkelerinden gelen insanlar için çok alışılmadık bir durumdu.Her sabah kalktığımda güneş görmek umuduyla kalkıp göremeyince küfürü basıyordum.İngilizce dil kursunu türkiye`deyken ayarlamıştım.İngilizce öğrenmek için dilokuluna gitmek isteyen arkadaşlar varsa bu yazımı iyi okusun.Daha öncede söylediğim gibi dilokulları konusunda tercih yapabilecek durumda degildim.
En ucuz olanlar arasından arkadaşlarımında tavsiyesiyle malvern house adlı dilokuluna kayıt oldum.İngiltere'de şöyle bir durum var arkadaşlar.Sadece londra'da yüzlerce belkide binlerce türk öğrenci var.Dilokullarının hemen hemen hepsinde türk vardır.
Bundan kaçış neredeyse yok.Özellikle ucuz dil okullarında türklerden koloni kurabilirsin.
Eğer paran varsa pahalı dilokullarından birine gidip türk ortamından bir nebze uzak kalabilirsin.Kendine şu soruyu sormalısın;neden  buradayım?
Eger okul ortamında türk arkadaşlarınla takılırsan türkçeni geliştirmekten başka birsey yapmazsın.Bu şartlar altında kursa başladım.Daha sınıfa girer girmez elemanın biri hoşgeldin birader dedi.Haliyle bende hoşbulduk birader dedim.Biz türklerin birbirini tanıması için
kafa kağıdını görmesine gerek yok.Adam hemen tanıdı.Neyseki sınıfta 3-4 türk vardı.Muhatap olduğum yanlızca selam veren arkadaştı.Diğerleri kızdı.Bilirsiniz türk kızlarını biraz nasıl desem zor olurlar.Bunun sadece görüntüde olduğuna inanıyorum.
Yoksa onlarda ister gideyim şap diye öpeyim:-)Benimde huyumdur kasıntı hatunlara ayar olurum.
Biz muhattap olmadık.Neyse sonuçta kendileri muhabbete geldiler.Anlamadıgım birşey var.Bu kızlar türk erkeklerine pislikmiş gibi davranıp sonra gidip yabancılarla fingirdiyorlar.Bu söylediklerim herkes için geçerli değil tabi.İyi aile kızı dediğimiz sınıftanda kızlar var.Bakın birşeyi kabul ediyorum.Biz erkeklerin arasında kızlarla nasıl konuşulması ve kızlara nasıl davranılması gerektiğini bilmeyen çok kişi var.Fakat hepimizi aynı sınıfa sokmayın.Sana her selam veren erkek potansiyel tecavüzcü değil.Neyse ders arasında okulun kantinine indik.Aman allahım!Ben ingilterede değilim galiba.Her taraftan türkçe sohbetler yükseliyor.Sohbet konularıda önlerinden geçen hatunların fiziki yapılarıyla   ilgili:-)Anatomi sever bir milletiz.Neyseki kızlar yabancı,bizim baltaların ne konuştuğunu anlamıyorlar.Aslında bu ortamdan kendimi soyutlamak istedim fakat ne mümkün.Zincirleme reaksiyon abicim bir kişi tanıman demek dalga etkisiyle bütün türk cemaatini tanıman demek.Arkadaşın arkadaşı derken bir bakmışım bütün okuldaki türkleri tanıyorum.Birde yeni kayıt olmaya  gelmiş ingilizce bilmeyen arkadaşların kayıtlarınada yardım edince bizim türkçe bayağı bir gelişti.ingilterede dilokullarının genelinde durum bu.Beklentilerinizi düşük tutmakta fayda var.Bu okulun uyuz olduğum diğer bir yönüde adamlar 2-3 ayda bir hocalarımızı değiştiriyorlardı.Lan bırak işte!Zaten zor alışmışım birine şimdi yenisine alışana kadar kurs bitecek.Dilokulu seçerken herşeyi ince eleyip sık dokuyun arkadaşlar.Yazılacak çok şey var ama şimdilik bu kadar.

3 Eylül 2010 Cuma

İngiltere Günlüğü-1

     Bildiğiniz gibi tc vatandaşları için avrupa birliği ülkelerinden vize almak tam bir işkencedir.Başvuru sırasında ev tapusuna kadar ne varsa istiyorlar.Adamlarda, biz türklere karşı büyük bir güvensizlik duygusu var.Her vize başvurusu yapan türk`ün  geri dönmeyeceğini düşünüyorlar.Aslında birazda haklılar.Bu yaşam şartlarında herkes bir çıkış yolu arıyor.Neyse ingiliz konsolosluğunun istediği bütün evraklarım hazırdı.
Görüşme için randevu da almıştım.İnanın o zaman bana o vizeyi verip vermemeleri çokta umrumda değildi.
Daha öncede söylediğim gibi,hayatımın genelinde şanssız bir insan olduğumu düşünürdüm.Bu yüzden benim evraklarda birşey bulup kesin o vizeyi vermeyecekler diyordum.Görüşmeye gittiğimde ingilizlerin hiçte düşündüğüm gibi insanlar olmadiğini gördüm.Oraya giderken ön yargılarımıda beraber götürmüştüm.Öncelikle şunu söyleyeyim konsolosluk görevlileri çok kibar insanlar.Bana niçin gitmek istediğimle ilgili birkaç soru sordular.Sonra saat 16:00`da gelip vizenizi alabilirsiniz dediler.İşte bu beni şaşırtmıştı.Hiçbir şekilde
bana zorluk çıkarmadılar.Konsolosluktan ayrıldıktan sonra içimi bir hüzün kaplamıştı.İstediğim bu değilmiydi?Yurt dışına çıkıp bu yaşadığımız zor hayatı kolaylastıracaktım.
Aklıma ailem,arkadaşlarım,yaşadığımız muhit ve terkedecegim ülkem geldi.Ne kadarda çok şeyi ardımda bırakıp gidecektim.Üstelik 1 aydan az bir zamanım kalmıştı.Günler su gibi akıp geçti.
Bir sabah herşeyi ardımda bırakıp sabiha gökçen havaalanından londranın luton havaalanına doğru yola çıktım.Yaklaşık 3.5 saat sonunda hayallerimin ülkesi ingiltere`ye gelmiştim.Luton-londra arası yaklaşık bir saat sürüyor..Buradan trenle londra merkezine gidebilirsiniz.İngiltereye gittiğim gün arkadaşlarımın ikiside çalışıyorlardı.Beni karşılamaya gelen olmadı.İş başa düştü deyip şehrin merkezine gitmeyi başardım.
Bu arada şunu söyleyeyim ingiltereye gitmeden önce ingilizcem vardı.pre intermediate.Türkiye`deyken
ingilizce kursunada gitmiştim.Aynı zamanda internetten chat yaptığım çok sayıda yabancı arkadaşımda vardı.
Bu yüzden dil konusunda çok zorluk çekmedim.Sadece ingiliz ingilizcesine kulak aşinaligi olmasi için bayağı
bir süre geçmesi gerekiyor.Konuştuklarının bazılarını anlamıyorsanız moralinizi bozmayın.Bunlar normal seyler
 ve zamanla herşey yoluna girecektir.Türkiyeden gelen birçok arkadaşın grammer yani dilbilgisi çok iyi
sanıyorlarki gelir gelmez herşeyi anlayacaklar ve konuşacaklar.Tabi adamların konuşmalarının büyük bölümünden birşey anlamayınca bunalım oluyorlar.Türkiyede upper yada advenced olabilirsin ama burası
türkiye degil.İngiliz dilinin anavatanı.Neyse sonradan herkes duruma ayak uyduruyor.İngilterede  kalacağım evi bana arkadaşlarım ayarlamıslardı.Bu evide kendim bulmam gerekti.Daha dogrusu evi kiralayan ajansın ofisine gidip oradan kalacağım yerin anahtarını alacaktım.Onlar beni eve götürecekti.Sağolsun benim kanka adresi yanlış yazmış.Sokağı buldum.İn cin top oynuyor.Elimde valizle  çok rezil bir gündü.Neyse sokakta bulunan köhne yazahane tarzı bir yere sormak için tam içeri giriyordum ki içerideki bayanın telefonu caldı.Bu bayanı arayan benim arkadaşmıs.Aradığım ofiste bu köhne yermiş.Neyse sonuçta eve beni getirdiler.Evde
ben taşındığımda 1 güney afrikalı oda arkadasım,2 tanede romen kalıyordu.Sonradan bu romenler ayrıldı.5 italyan 2 kolombiyalı geldi.İngilterede eğer yalnızsan ve  ev tutacak paran yoksa evin bir odasını kiralıyorsun.
Bizde böyle yaptık.Yaklaşık 2 hafta aynı evde kaldıktan sonra arkadaşlarımın evine taşındım.Bu 2 hafta boyunca başıma gelmeyen kalmadı.Yatak pisti.Tahta kuruları (ingilizce bed bug) bütün vücudumu ısırdılar.
Benim için igrenç bir donemdi.Türkiyede birkeresinde köy evinde kalmıştım bir o zaman beni ısırmışlardı.
Ondan başka hayatımda başıma gelmeyen birşey  londrada beni bulmuştu.Sonradan öğrendiğime göre
tahta kurusu londrada cok yaygın görülüyormuş.İkliminden olsa gerek.Aman dikkat edin kendinize.Yılın büyük bir dönemi yağışlı.
     Bu dönemi atlattıktan sonra kurs kaydımı yaptırdım.Sehirde hiçbir yeri bilmediğim için ilk birkac gün
arkadaşlarım okula kadar götürdüler.Şimdi düşünüyorumda ilk geldigimde sehir gözume ne kadarda karışık gelmişti.Bir yerin acemisi olmaktan nefret ediyorum.Sonunda gide gele yolları öğrendik.Sizlere ilk kaldığım
evdeki italyan arkadaslarımdan bahsedeyim biraz.4 kız 1 erkek.Akdeniz insanları çok sıcak kanlı oluyor.Gelir gelmez ortama uyum sağladılar.Eğlenceli insanlardı.İtalyan kızları çok güzel.Güzel olmayanıda çok çekici.
Kendi aralarinda konuşurken bağırır gibi konusuyorlardı.Bu yönden bize benziyorlar.Dünyanin her yerinden
londraya ingilizce için dilokullarına,üniversiteye yada çalışmaya gelmiş insanlar görebilirsin.Gerçek bir kültür mozaiği oluşturmuşlar.Gelelim ingiliz kızlarına...İngiliz kızları genelde beyaz tenli ve sarışındır.Gerçekten çok
güzel kızları var.Fakat dünya umurlarında olmayan tipler.Genelde ciddi bir ilişki kurmak zor.Zaten yabancilarla çokta içli dışlı olmazlar.Kendi aralarında ingiliz erkekleri ve zencilere takılırlar.Eğer bir gece
kulübünde karşılasırsanız büyük ihtimal çok sarhostur.Kimle takıldığını, yatıp kalktığını umursamaz.Eger
onlarla calışmıyorsanız yada aynı okulda okumuyorsanız, ingilizlerle arkadaslık kurma şansınız çok az.Zaten
londrada birçok insan  kendi milletinden insanlarla yaşıyor.Herkes kendine bir düzen kurmuş.Hayat bir şekilde akıp gidiyor.Size tavsiyem cok sayıda yabancı arkadas edinmeye calışın.Böylece ingilizcenizi
daha hızlı ilerletebilirsiniz.

2 Eylül 2010 Perşembe

ingiltereye gitmek istedim

     Ingiltere benim hayallerimin ulkesiydi.Insanlar hayatlari boyunca hep birseyleri elde etmek isterler.Bazilari, istediklerini kolayca elde edebilir.Bazilariysa bunun icin mucadele etmek zorundadir.Ben ikinci gruptaki insanlardanim.
Ingiltereye gitmek benim icin gercekten hayaldi.ailem zengin degildi.Bizler isci cocuklariydik.Bizler icin ingiltere sadece guzel bir hayaldi iste.Cevremdeki bircok insanda,bunu yapabilecegime inanmiyordu.Bircok kisi bana guluyordu.Ben universite okumadim.Lise hayatimin benim gelecegim uzerinde olumsuz bir etkisi oldu.Cok haylaz, okulla alakasi olmayan bir ogrenciydim.Aslinda iyi bir ogrenci olabilirdim.Kafam calisiyordu fakat ilk okudugum lisedeki ogretmenlerimizin cogu  despottu.Kendilerine gore disiplin saglamaya calisiyorlardi.Bu soylediklerim 90`li yillarin ortalari icin gecerli.Sanirim simdilerde liseler cok rahat.Bu sebeplerden dolayi neredeyse okulu birakiyordum.1 donem boyuncada okula gitmedim.ogretmenlerimle cok
kavga ederdim.Haksizliga gelemiyorum.Butun bu olaylardan sonra zaten bana kapiyi gostermislerdi.
Beni kabul edecek ikinci bir lise bulduktan 2  yil sonra liseyi bitirdim.Fakat bu okulda iyi bir ogrenci olmama ragmen butun okul gecmisim hesaplandigindan diploma notum cok kotu gelmisti.Bu okulumda ilk okudugum lisedeki ogretmenlerimizin aksine ogrencilerle gercek anlamda arkadas gibiydiler.
1 yil dershane 1 yilda kendi kendime gunde 5 saat calisip universite sinavlarina girmeme ve gayet iyi netler yapmama ragmen sinavi kazanamadim.2 yillik bir bolum kazandim fakat onada gitmedim.Neyse
lafi cok uzatmayayim.Askerligi yaptiktan sonra bircok is degistirdim.Bu donem turkiyede kriz sonrasi donemdi.Is bulmak hicte kolay degildi.Simdi bile zor sanirim.Tanidiklar vasitasiyla bir tv sirketinde is buldum.Daha dogrusu tv sirketlerine is yapan bir firmaydi.Birden fazla patronumuz vardi ve komunistlerdi.Hepsini cok seviyorum.Burada sadece getir gotur isleri yapiyordum.O donemde islerini buyutmek istiyorlardi.Teknik bolum icin fazladan birkac eleman alacaklardi.Birgun caldim kapilarini.Kendimi gelistirmek istedigimi, eger yapabilirlerse teknik bolumde calismak istedigimi soyledim.
Onlara bir hayat borcluyum.Patronlarimdan biri tam hatirlamiyorum ama sanirim 1 gun sonrasi beni yanina cagirdi.Teknik bolumde baslayabilecegimi soyledi.Hayatimin genelinde sansin benden daima uzak durduguna inanirim.Bu donemde ise sansimin yavas yavas dondugune inanmaya basladim.Burada 2 yila yakin bir zaman calistim.Onlarinda rizasiyla ingiltereye gitmek icin ayrildim.Turkiyeye hemen hemen her gittigimde onlara  muhakkak ugrarim.
Benim gidebilmem icin sirketten ihtiyacim olan butun kagitlari bana vermislerdi.Arkadaslar gidebilmem icin ailem ve arkadaslarimin katkilari
anlatamam.Ben babami yillarca once kaybettim.Sonraki surecte calistigim butun parayi ailemizin ihtiyaclari icin anneme verdim.O donemde ailemde calisan tek kisi bendim.annemde emekliydi.Kardeslerim universite okuyordu.
Haliyle para biriktirmek gibi bir durum soz konusu degildi.ingiltereye gitme isi kesinlestiginde cebimde bes kurus kendi param yoktu.Benden once ingiltereye giden ve beni bu yonde tesvik eden iki arkadasimin verdigi borc paralarla ve ailemin sagdan soldan topladigi borc parayla yola  ciktim.
ingilteredeki arkadaslarimdan biri benim en yakin arkadasimdi.Beraber buyuduk.Digeri ayni mahallemizin cocuguydu.Oradayken ikisininde cok yardimini gordum.Ben sansliydim.Cunku arkadaslarim oradaydi.Fakat herhangi
bir tanidigi olmayan bircok kisi, ozellikle kizlar cok buyuk uyum sorunu yasiyor.
Bircok kiside geldigi gibi geri donuyor.Yalnizlik cok kotu bir duygu.Ozellikle
gurbette yasayanlar icin cok daha derinden hissediliyor.Bu hayatta gurbetci
olmakta varmis.Ingilterede hayat yabancilar icin hicte kolay degil.Son secimlerde muhafazakarlarda hukumete geldikten sonra iyice zorlasti.Butun bunlara ragmen heryil binlerce ogrenci ingilizce ogrenmek,ingilizcesini gelistirmek, universite okumak yada master programlari icin ingiltereye gidiyor. Benim gibi imkansiz gibi gorunen hayallere inan arkadaslar varsa yada imkaniniz varsa ingiltereyi gorun derim.Bu deneyimi sizde yasayin.Sizinde bu hayattan alacaginiz dersler olacaktir.Hepinize bol sans.Neyse simdilik bu kadar.Yazilacak cok sey var ama benimde uykum var...

1 Eylül 2010 Çarşamba

ingilterede hayat varmi?

   Turkiye`de bircok kisi, avrupalilar hakkinda  ahlaki degerleri olmayan, maddeci,kadinlarinin, varsa kizlarinin toptan orospu oldugu bir toplum olarak dusunuyor.Yaklasik 4 yildir avrupada yasayan bir turk olarak gozlemledigim seyleri burada yazmak istedim.Oncelikle avrupa insani ve biz turkler arasinda kulturel olarak buyuk farklar var.Daha dogrusu kultur olarak biz hala bazi gelenek ve goreneklerimizi muhafaza ediyoruz.
Onlarda muhafaza edecek bir kultur kalmamis.2 yil yasadigim ingilterede gorduklerim ahlaki yonden onlarin bizden daha iyi durumda oldugunu dusunmemi sagladi.Ingiltere dinle uzaktan yakindan ilgisi olmayan sozde hristiyan bir ulke.Halkin buyuk cogunlugu  protestan mezhebinin cesitli kollarina bagli.Bu ulke,televizyonlarinda hz isa ile dalga gecilen  komedi programlari olan bir ulke.Sanirim bu size ne kadar dindar olduklari hakkinda bir ipucu vermistir.Tabi boyle bir ulkede ahlaksizlik almis basini yurumustur degilmi?Zaten gavur bunlar.Ben bu ulkeye saygi duyuyorum.Hangi millet yada dinden olursan ol adamlar sana esit muamele ediyor.Resmi makamlarla bir isin oldugunda sana sir yada miss/madam diye hitap ediyorlar.Devlet sigara icme yasagini baslattiktan sonra  hicbir kapali mekanda sigara icilmiyor.Adamlarin polisleri bile kibar.Trafik isiklarinin olmadigi yaya gecitlerinde bir yaya karsiya gecmek icin adim attiginda butun araclar duruyorlar.
    Devlet dairesinde ise girmek  icin senin etnik kokenine yada dinine bakmazlar.Bu ulkede her renkten insani gorebilirsin.Kisacasi arkadaslar bu insanlar kendilerine bir sistem kurmuslar.Bu sistemi ellerinden geldigince uyguluyorlar.Ulkelerine gelen insanlarda bu sisteme uyum sagliyor.Bu ulkede hic mi kotu birsey yok?Tabi ki var.Londra`nin bircok bolgesinde ozellikle kuzey ve guneyde cok sayida cete var.Buralarda kendinize dikkat etmelisiniz.Ayni zamanda gece otobuslerinde ozellikle hafta sonu cok hirsizlik oluyor.Bu isi yapanlar ingiliz degil yabancilar.Ingilizler cok ictikleri zaman sapitirlar.kim sapitmiyor ki?Cuma ve cumartesi aksamlari pub ve club onlarin vazgecilmezleridir.Bizde bu ortama ayak uydurduk tabi.Birde biz turklerin kafasindaki avrupali hatun imaji genel verici seklindedir.Avrupali degilmi potansiyel orospu iste.Tamam veriyorlar ama herkese degil.Sunu da soyleyeyim turkiyeden gelipte eli dalgasinda gezen cok adam var.ingilizler biraz zor ama diger milletlerden bircok hatun var.polonyali,brezilyali,
kolombiyali,koreli japon vb.Butun is sende bitiyor.Uzun sureli iliskiler onlara gelmez.Sabahlara kadar icip eger seni begenirse senle yatar.Sabah evli evine koylu koyune doner.Aslinda buyuk bir cikmazdalar.Evlenecek bir erkek bulmalari ingiltere ortaminda cokta kolay degil.Herkes dalgasinda.Bakiyorsun 40-45 yaslarinda kadinlar bile clublarda takiliyor.Boyle yaslaniyorlar.
   Birsey daha var.Butun avrupalilari bu kategoriye koyamazsin.Kendi hallerinde yasayan ,gece hayatina takilmayan cok kiz var.Bunlarin bircogunun erkek arkadasi var.Erkek arkadasi varken gidip baska bir cocukla takilmiyor.Ama sen simdi o kiz ,erkek arkadasina veriyor ,bu yuzden orospu dersin.Bende sana git isine birader derim.Sen yataga atmak icin 9 takla at.Attiktan sonra orospu olsun.Olmaz oyle sey.Bu yazi sonra devam eder...

30 Ağustos 2010 Pazartesi

ingilterede yasarken...

     Aslinda yazmaya  4 sene once baslamaliymisim.Ingilterede gecirdigim yillari...Zaten hicbirseyi zamaninda yapmiyorum.Insanoglu cakmagi  icat etmis,ben hala cubukla ates yakmaya calisiyorum.O derece geride kaldim.Tas devri insaniyim ben.Ruhum  varos.Ingiltereye gittim diye burjuva sanmayin.Yakinimdan gecmez.Orada varos bir muhit buldum kendime.Sokak cetelerinin gayet aktif oldugu,gecenin bir saatinden sonra sokaklarda dolasmanin tehlikeli oldugu yerlerde kaldim.Rahatlamistim:-)
Daha sonralari kisa bir surede olsa londra`nin zengin bir muhitinde yasadim.Komsumuz olan eliz teyze ile o zaman tanistim.Ismi elisabethmis ama ben ona kisaca eliz teyze diyordum.Bu kadini ilk gordugumde gozum biryerden isiriyordu ama hatirlayamadim.Neyse bu kadincagiz her sabah ben kursa giderken  balkonlarindan birine cikip gunaydin oglum allah zihin acikligi versin derdi.Bende sagol teyze allah razi olsun derdim.Bu iste bir gariplik var degimli?Bana da oyle geldi.Dedim ya o zamanlar bilmiyordum kim oldugunu ta ki ingiliz parasinin uzerinde resmini gorene kadar:-)Cok tatli mutevazi bir kadin.Para onu bozmamis.Velhasil-i kelam biz kraliceyle ahbab olduk.Bildigin gibi degil.O siralar onun turkiye`ye gitme durumlari vardi.Easy jet`lemi
gideceksin teyze?dedim.Yok evladim bizim gemi var onunla gidecegim dedi.Vay babanin sarap canagina...
dedim.Parani gozu kor olsun.Istanbulda gidip gorebilecegi yerlerle ilgili tavsiye istedi.Istanbul`a ayak basar basmaz topragi op dedim.Kutsal toprak orasi dedim.Sonra oradan dogruca  bizim eve gec valide sana borek acsin misafir etsin.Turk misafirperverligini bir gor dedim.Birde benden herkese selam soyle dedim.Alisveris yapacagin zaman yabanci oldugunu caktirmamaya calis yoksa aldigin seyin degerinin 2-3 kati fazla odersin ayakta operler dedim.Alisveris icin birkac tanisin adresini verdim.Muhtarin selami var dersen indirim yaparlar dedim:-)cokmu uctum?Neyse bu turkiye`ye gitti geldi.Sarayina bir suru hali falan almis.Bizimkiler bunu kraliceler  gibi agirlamislar.Sonucta bizim eliz teyze cok memnun kalmis.Bir daha ki sefere marmarise barlar sokagina  gitmek istiyormus.Git ama dikkatli ol.Taciz etmesinler dedim.Hem sen yasli basli kadinsin ne yapacaksin marmariste?Iyisimi  sen konya`ya ,mevlana turbesine git.Belki feyz alirsin dedim.Birde bana
mevlana kim demesin mi.Tepem atti.Lan dedim.kralice olmussun ama insan olamamissin.Sabah aksam sarayda alemindesin.Dunyadan bihabersin.Internet yokmu sarayda?Cahil kari dedim.
   Bu sozlerimden sonra uzun bir sessizlik oldu.Sonrasinda kralice sadece 3 kelimeyle yanit verdi.
fuck off maaan...O gun bugundur aramiz bozuk.konusmuyoruz.
Gokten 3 elma dusmus...Elmalarin biri senin,biri benim biride  bu hayal kahramanimin olsun.

not:Burada hikayede sadece ingilterede yasadigim ve yasadigim bolgelerle ilgili anlattiklarim dogru.rahat ol:-)

29 Ağustos 2010 Pazar

Turist gibi

     Bir yerin acemisi olmak ne kadar kotu bir duygu.Bu blogu actigimdan beri, bana hissettirdigi duygu bu.Hayatimin  bircok doneminde bunu hissettim.Artik ulkeme sadece bir turist gibi gidip geliyorum.Sanirim hayatimin sonuna kadar bu boyle olacak.Blog acmaya karar verdigimde bu kadar teferruatli oldugunu dusunmemistim.Internetle cok ilgili sayilmam fakat hicbir sey bilmiyorda degilim.2 gun once gadget, widget, html,rss ve akrabalariyla tanistim.Internette blog eklentilerinin kurulumuyla ilgili girmedigim site kalmadi.Bana kafayi yedirdi.Bircogu yarim yamalak anlatmis.Sayfamda da gordugunuz gibi birseyler yaptik.Neyse konumuz bu degil.Konumuz hayatin boktan tarafi.Hayat sana istediklerini cogu zaman vermiyor.Ardinda cok fazla keske birakiyorsun;cok seyi ozluyorsun.Daha da kotusu cogu zaman sende bunu degistirmek icin birsey yapamiyorsun.Bircok insan  istemedigi bir hayati yasiyor.Ben bunun kismen degistirilebilecegine inanan biriyim.Kismen diyorum cunku dunyada bazi insanlarin hayatlarini degistirme sansi neredeyse sifir.Yok  birader yaniliyorsun diyenler varsa o zaman soyle bir afrikaya dogru bakmalarini tavsiye ediyorum.Aslinda o kadar uzaga gitmeyede gerek yok sadece afrikada degil kendi ulkemizde bile aclik sinirinda yasayan bir suru insan var.Oncelikle kimse dunyaya esit sartlarda gelmiyor.Dogdugumuz ulkeyi,irkimizi biz secmiyoruz.Bunun neye  gore ayarlandiginida bilmiyorum.
     Hayatta en nefret ettigim duygudur caresizlik.Bireysel olarak kendimizi ne kadar yetistirebilirsek o kadar hayatimizin yonunu degistirme sansimiz var.Turkiye`de yasarken bircok is degistirdim.Hayat sartlari gunden gune kotulesti.Bircok is gorusmesine gittim.Eskiden is basvurulari bu kadar zor degildi.Ingilizce ve bilgisayar
bilmeni o zamanda istiyorlardi ama agzinla kus tutabilirmisin,amuda kalkabilirmisin gibi talepleri yoktu.Bir arkadasim su an tam hatirlamiyorum banka olabilir bu tarz bir yerin sinavina gitmisti.Tam 3 ayri sinav yaptilar ve sonunda da ise almamislardi.Sanirim  hala  birseyler duzelmedi.O kadar cok issiz varki biri gider biri gelir diyorlar.Insanlarin o ise muhtac olduklarini biliyorlar.Hayvan herifler.Turkiye`de duzen isvereni koruyor iscileri degil.Sendikalar desen onlarda da bir numara yok.Bu arada ben yunanistanda yasiyorum.Burada hukumetin kemer sikma tedbirlerini uygulamaya koyduktan sonra cikan olaylari televizyondan gormussunuzdur.atina`yi resmen savas alanina cevirdiler.Adamlar cok orgutluler.Isci sendikalari kesinlikle turkiye`deki  gibi degil.Bu ulkenin durumu bizim 2001`deki krizin aynisi.Kimsenin yuzu gulmuyor.Birkac yil daha bu krizle gidecegiz.sansimi sikim.Turkiyede kriz,burada kriz galiba beni takip ediyor.Sanirim ingilterede de kriz varmis.orada da yasamistim:-)Bu arada benim yazi corba olmus.afiyet olsun.

27 Ağustos 2010 Cuma

Hikaye böyle başladı...


      Uzunca bir suredir internette bos bos geziyordum.Gazetelerde turkiye ile alakali haberlere bakiyordum.Hep ayni boktan seyler.Vakit kaybindan baska birsey degil dedim kapattim.Kimbilir kac kere turkiye ile ilgili haberlere bakmayacagim diyorum ama ne yaparsin memleket iste.Neyse cok sikilmistim.Sonra nereden aklima estiyse blog sitelerine bir goz attim.Bir suru sacma sapan yazinin yaninda,cok guzel yazilarda vardi.Yazmak cok guzel ve rahatlatici birsey.Bir yazi yaziyorsun yazini binlerce,belkide milyonlarca insan okuyor.bazende sadece birkac kisi.
Hissettiklerini paylasiyorlar.sana yalniz olmadigini gosteriyorlar.belki cok boktan bir hayatiniz var,belki patronunuza giciksiniz,belki kiz yada erkek arkadasinizla sorununuz var.Patlamak uzeresiniz.o zaman yaz baba.Meydan senin.
    Aslinda ilk basta bir gezi blogu yazmayi planliyordum fakat bunun beni yazmak isteyecegim konular hakkinda kisitlayabilecegini dusundum.Sanirim gezdigim yerler icin ayri bir blog acsam daha iyi olacak.Burada kafama gore takilacagim.Kendimi herhangi bir konu hakkinda kisitlamayacagim.Biz ikizler burcu insanlari renkli kisilerizdir,eglenceliyizdir,karizmatigizdir vb.Bu yuzden yazdiklarimdan sikilacagini zannetmiyorum .Hos sikilirsanda yapacak birsey yok.Duygulara gem vurulmaz deyip sineye cekecegim.Hayal gucumun sinirlari yoktur.Galaksiler otesi birsey.Bu ozelligimi seviyorum.Insani yasatan hayalleri ve umutlaridir.Bu hayaller caresizlik icinde oldugum zamanlarda beni baska yerlere goturuyor.Kisa bir sure icinde dahi olsa rahatliyorum.30`lu yaslarinin basinda biri olarak gayet renkli ve macerali bir hayat yasadim ve yasiyorum.Hayatimda yasadigim ilk buyuk macera yaptigim banka soygunu.bankayi soyamadim ama havaya birkac el ates edip teslim oldum.sonra ver elini pasa kapisi.Cezaevine girmeden once vucuduma yaptirdigim dovme seklindeki pasa kapisi krokisi sayesinde hapisaneden kactim.Prison break mi?yok be birader.Onlar konuyu bizden caldilar.Saka bir yana yapmadim ama yapmak isterdim ama soygundan sonra yakalanmak istemezdim.En azindan 70 yasina kadar.Sonra bakarsin zaman asimindan falan affederlerdi.Nede olsa turkiye`de buyuk hirsizlara kimse dokunmuyor.Rejimler degisiyor,hukumetler degisiyor ama onlara hicbirsey olmuyor.Ustelik beyefendi muamelesi goruyorlar.guzel ulkem benim...Onlar ekmek,simit ve baklava gibi unlu mamuller calanlara gicik oluyorlar.Dunyanin adaleti yok.
     Bir dusunsenize;gercekten bir soyguncu olsam,ama robin hood gibi fakirlere dagitsam,hos robin hood`un gercekte var olmadigini,bir hayal kahramani oldugunu soyluyorlar.Bir hayal kahramani bile olsa insanlara guzel bir ornek.Neyse ne diyordum?robinim ben.Sonra kitap cikarsam robinin anilari diye nasil olur haci?Bence harika olur.Sonra kendi tv programim falan.anaa meshur oldum lan.Daha once niye dusunmedim.Hemen soyle sotelerde bir banka subesi yada atm bulmak lazim.Iyide gavur memleketinde yasiyoruz.Yakalanirsam harbi prison break olurum.Sonra isim yok hapisanenin krokisini bulucamda vucuduma dovme yaptiracamda uzun is.daha az riskli birsey bulmak lazim.sarmadi bu plan. En iyisi unlu mamuller ...