26 Kasım 2010 Cuma

Yunanistan'da Bir Fıkra Çok Şey Anlatır

Avrupa'da bize en çok benzeyen halk yunanlardır dersem yanlış olmaz sanırım.Hem fiziksel görünümleri hemde karakter yapıları ile  bize gerçekten yakınlar.Mesela bunların politikacılarıda yolsuzluk yapmayı seviyor.Üstelik
rüşvet kelimesinide bizden almışlar.Rüsveti diyorlar.Bütün bunlara rağmen
demokrasileri bizden iyi işliyor.Başbakanları hakkında televizyonlarda dalga geçen programlar yapılıyor.Başbakanları kalkıpta adamlara tazminat davası açmıyor.Bu konuda hoşgörülüler.Kaderleride biraz bize benziyor.Ülke büyük bir ekonomik krizin pençesinde.Bizdeki 2001 krizi gibi.Yıllarca ab'den aldığı kaynakları, gelen her iktidar kafasına göre kullanmış.AB'yi kandırmışlar.Bu alınan paraların birçoğuyla bazı liderler halk için birşeyler yapmışlar.
Otoyollar,okullar,hastaneler vb.Bunun haricinde birileride bu süreçte cebini
doldurmuş.Şimdi bu hırsızların çaldıklarını yerine koymak için yine halka acı reçete kestiler.Benziyoruz değil mi:-)Imf destekli kemer sıkma politikalarından
halk bezmiş durumda.İş yerleri kapanıyor,ekonomi giderek küçülüyor.Ülke varolma savaşı veriyor.Hükümet ab ve imf  politikalarına teslim olmuş durumda.İşte böyle bir ortamda bile yunanlılar mizah anlayışlarından vazgeçmiyor.Bu konuyla alakalı bu sıralar anlatılan bir fıkrayı
sizinle paylaşmak istedim.
Tanrı, amerikadan obamayı,Kübadan kastroyu,yunanistandan da papandreouyu
huzuruna çağırmış ve:
Sizi ben yarattım.Yaşamanız için her türlü nimeti verdim fakat siz dünyayı mahvettiniz yaşanmaz bir yer haline getirdiniz.Yakında bende  gelip sizi ve  halklarınızı yokedeceğim.Şimdi gidin bunu halklarınıza söyleyin demiş.
Obama halkını toplamış ve demişki:
Değerli amerikan vatandaşları,size bir iyi birde kötü haberim var.İyi haber tanrı varmış.Kendi gözlerimle gördüm.Kötü haber buraya gelip hepimizi yokedeceğini
söyledi.
Kastro kübada halkını toplamış ve demişki:
Değerli küba vatandaşları size iki tane kötü haberim var.Birincisi,Tanrı varmış.Gözlerimle gördüm.İkincisi,Buraya gelip hepimizi yok edecekmiş.
Papandreou yunanistanda halkını toplamış ve demişki:Değerli yunan vatandaşları,size iki tane iyi haberim var.Birincisi çok şükür tanrı varmış.Kendi gözlerimle gördüm.İkinci iyi haberim ise tanrımız buraya gelip benim yarım bıraktığım işi tamamlayacakmış:-)
Beğendiysen bir, beğenmediysen iki yorum yaz ki cümle aleme ibret olsun:-)

24 Kasım 2010 Çarşamba

BBG Psikolojisi

   Ne manyak adamlar bunlar ya. Sevgili arkadaşlar avrupa ülkelerinde de yıllar önce bizim türkiyede gösterilen biri bizi gözetliyor yarışma programının değişik versiyonları var.Bunlardan birini anlatayım.Türkiyedeki programda hatırladığım kadarıyla yarışmacılar taksicilik yapıyordu.Kazandıkları para belli bir limite ulaşınca bu parayla alışveriş yapmalarına izin veriyorlardı.
Buradakilerde taksi yok.Haftalık belli bir limit alışveriş hakları var.Program başlangıcında ev kalabalıkken bunlara yetmiyordu.Hergün kavga ediyorlardı.Sebep sen çok yiyorsun,ben az yiyorum:-)Neyse haftalar ilerledikçe yemek sorunu kalmadı fakat daha başka sorunlar başladı.Birkaç kural ihlalinden dolayı yarışmacıların birincilik ödülünü kestiler ve abuk subuk cezalar verdiler.Adamlara her hafta sanki askeri eğitim alıyorlarmış gibi dağa tırmanma,bir tepeden diğerine halatla geçme gibi türkiyede komando birliklerinde yapılan eğitim gibi yapmaları zorunlu olan görevler verildi.Herifler kafayı yemiş.Yarışmacı profili geneli 18-45 yaş arası.BBG evine yarışmacılar haricinde hergün birilerini gönderiyorlar.Yarışmacıların bunlarla kesinlikle konuşmamalarını ;görmezlikten gelmelerini istiyorlar.İçeri girenlerde bunların dikkatini çekmeye çalışıyor.Bir keresinde içeri dansöz yolladılar.Adamların neredeyse kucağına oturacaktı.Gelde görme:-)Bir süre sonra yarışmacıların psikolojisi bozuldu.Sanırım bu yarışmanın yapımcıları psikologlarla beraber çalışıyor.Çünkü yarışmacılardan yapmalarını istedikleri herşey onların ruh sağlığını etkiliyor.Yarışmacı ne kadar psikopatlık yapar kavga ederse o kadar çok izlenme oranı. En ufak şeyden çocuk gibi ağlamaya başlıyorlar.Adamları resmen kobay farelere çevirdiler.Eğer  birgün türkiyede  bu yarışma tekrar başlarsa umarım buradakileri örnek almazlar.Katılmak isteyenler için küçük bir tavsiye.Kendinize yarışma sonrası için iyi bir psikiyatr bulun.Çok ihtiyacınız olabilir.

14 Kasım 2010 Pazar

Gönül İsterdi ki Bizde Uzaya Çıkalım

Şimdi sevgili arkadaşlar böyle bir konu başlığının altında bu adam ne yazmış diye merak edip açıverdiniz benim sayfayı.Hoşgeldiniz sefalar getirdiniz.Öncelikle söyleyeyim sarhoş falan değilim.Şöyle eğlenceli bir yazı yazayım dedim.
Bu sıralar çok yazmıyorum ya tamamen salmış değilim yani.İnsan hayalleriyle yaşar derler ya bunu diyen benim için söylemiş.İnanıyorum ki gelecekte bu hayallerimden bazılarını gerçekleştirebileceğim.Bazılarınız münasip olmayan bir taraflarıyla gülüyorda olabilir.
Önemli değil ama madem güleceksiniz ağzınızı kullanın.Bugüne kadar
 şansmı demeliyim, kader kısmet mi demeliyim bilmiyorum ama bir
şekilde bazılarını gerçekleştirdim.Bu arada hayal edin derken astronot olup, jüpiterin halkalarında oturupta demli bir rize çayı içmeyi hayal edin demiyorum.Akla mantığa uygun olsun.Tamam kabul ediyorum.Halkalara oturmak zor ama çayda ısrarcıyım.Biz türküz yapamayacağımızdan değil jüpiter uzak ya şimdi kim kalkıp uzay mekiğine binip jüpitere gidecek.Anasının nikahı:-)Hedeflerinize varmak için o doğrultuda çalışmak lazım.Jüpitere mi gideceksin önce mekiğin kaportayı sanayide yaptır.Arkaya bizim veciz minibüs yazılarından birini yazdır.Örneğin rahmetlide sollardı gibi.
Sonra eski bir murat 131 bul.Onun motorunu bizim mekiğe tak.Birde orhan yada ferdinin bir kasetini bulup teybe taktınmı al sana canavar gibi türk malı
mekik.Tabi zevkine göre aksesuar kullanabilirsin.Ne bileyim iç dizaynı için 2 oda, 1 salon tuvalet,banyoya jakuzi falanda ekleyebilirsin.Şimdi diyorsunki ne manyak adam ya.Neden olmasın lan.Hem bir düşünsene bizim milli mekiğin astronotlarını.Pala bıyıklı, göğüste kıllar görünecek şekilde dizayn edilmiş astronot elbisesiyle uzaya çıkıyorlar.Bizim elbise öyle amerikalıların yada ruslarınki gibi palyaço elbisesi olmayacak tabi.Hem bizim elbisede kask falanda takmak yok. ne lan öyle.Maçoyuz biz.
Bizimkiler kasksız ,saçlar jöleli, elbet elbisenin sol tarafında kalbin üzerinde
milli takım formasında olduğu gibi türk bayrağı ve bizim olmazsa olmaz aksesuarımız her birinin elinde tesbih şıngır mıngır sallaya sallaya uzaya gidiyor.Duygulandım...Birde bizim bu astronotlara bolu mengenli bir aşçı bulmak lazım uzaya göndermek için.Yol+ssk.Bizimkileri öyle proteinli pakette  hazır gıdalar falan kesmez.Halis mulis yemek isterler.Karnıyarık,tas kebabı ve pilav gibi.Tuvalete gerek yok aslında bütün uzay senin.Hem bakarsınız benim bu yazıyı okuyan birilerine ilham olur yapar bizim mekiği.Hadi göreyim sizi.Fikir benden yapmak sizden.iyi bayramlar.

6 Kasım 2010 Cumartesi

Gurbet Elde Bir Hal Gelebilir Başınıza:Londra

    Londra'ya  ayak basmadan önce dünya üzerinde sempati duyduğum milletlerden insanlarla karşılaşacağımı  biliyordum.Ne de olsa dünyanın her yerinden insan var diyordum.Halkların kardeşliğine inanan biri olarak
yeni insanlarla farklı kültürlerle karşılaşacaktım.Keşke bunlardan bazılarıyla hiç karşılaşmasaydım da bunlar hakkındaki sempatimi yine muhafaza edebilseydim.Neyse artık çok geç.Bu halklardan biri brezilyalılar.
Öncelikle bir çoğu türkiyedeyken  televizyonlarda izlediğimiz rio karnavalı kızları gibi değiller:-)Benim karşılaştığım çok sayıda kızdan sadece birkaç tanesi güzeldi.Ayrıca birçoğu kilolu:-)Hayallerinizi yıktığım için özür dilerim arkadaşlar ama maalesef durum bu.Benim sinir olduğum nokta tabi ki bu değildi.Birçok brezilyalıyla aynı ortamda çalıştık.Biz türkler inanın verilen işi en iyi şekilde yapmaya çalışırken bunlar arazi olmanın binbir yolunu arıyorlardı.
Ayrıca birçoğu felaket derecede çıkarcıydı.Diğer bir millete kolombiyalılar.
Kardeşim bu latin amerikanın toprağındamı birşey var bilmiyorum ama birbirlerine yakın karakterdeler.Bunların kızlarıda bizim türk erkeklerini kafalayıp paralarını yemeye bakıyorlardı.Biraz daha dikkat.Gelgelelim uzak doğulu kardeşlerimize...Koreli ve japonları çok severdim.Onlar latinler gibi değil fakat çok içe kapanıklar.Ayrıca korenin erkeklerine dikkat.Çünkü çok sayıda gay var.Bana uyar diyorsan o zaman başka ama bana uymaz.Neyse
sonuçta uzak doğulular daha mülayim tipler gibi geldi bana.Tabi bütün latin amerikalılar böyle diyemeyiz ama benim karşılaştıklarımın birçoğu böyleydi diyebilirim.Seks hakkında birşeyler söylemek gerekirse millet ayırt etmeden hepsiyle olma şansın var.Tabi eğer seni beğenirlerse...